NUSRET POLAT | DELEUZE’DE ‘KIVRIM’ KAVRAMI: LEIBNIZ FELSEFESİ ÜZERİNE

Deleuze’e göre, Leibniz felsefesini en iyi ifade eden kavram, tıpkı Barok sanatı olduğu gibi, ‘kıvrım’dır. Leibniz’deki ‘devolvere’ kelimesi kıvrımları açmak, açıklamak manasındadır. Sezar, Rubicon Irmağı’nı geçmiştir. Böylece Sezar mefhumunda var olan bir kıvrım açılmış, açımlanmıştır. Başka türlüsü tabii ki olabilirdi ama olmadı. Zira olması gereken en mükemmel şey zaten olmuştur. Hiçbir şey zorunlu olduğu için gerçekleşmez, gerçekleştiği için zorunludur. Leibniz’in en büyük buluşu budur. Tanrı, bu dünyayı tüm olası dünyalar içinde en iyi dünya olduğu için seçmiştir. Tanrı’nın fikir dünyasında ya da idealarında, olasılık dâhilinde olan sonsuz sayıda dünya vardır.  Ama ancak bir tanesi mevcut hale gelebildiği için, başkalarını değil de bunu seçen Tanrı’nın bir yeter-sebebi vardır. Voltaire’in Candide’de Leibniz’le kafa bulan eleştirisi fena halde acemicedir. Bundan daha iyi, bir öteki ya da başka dünyanın mümkün olduğunu iddia eden Platonculuğa ve Hıristiyanlığa karşı Leibniz, bu olduğu haliyle dünyanın en mükemmel dünya olarak savunusunu yapmaktadır. Ve, Leibniz’den çıkan kıvrım, katlanarak, bükülerek ve çoğalarak Nietzsche’ye uzanmaktadır. Nietzsche’ye göre bu dünya ebedi dönüşün dünyasıdır. Bu fikir mevcut dünyaya evet diyen, onu olumlayan biçimiyle Leibniz’e çok şey borçludur. Bu konuşma, mümkün olan dâhilinde, bu düşüncenin kıvrımlarını açmaya çalışmaktadır. Bu kıvrımlar açıldığı haliyle hep yeni kıvrımlara yol vermektedir. Öyleyse artık, açımladığımız şey kendi kıvrımlarımızdır.