KÜRŞAD ÖZDEMİR | MİKROİSTANBUL

mikroİstanbul konuşması büfeler, çiçekçi kabinleri, kapatılmış balkonlar gibi mikro-mekanların oluşturduğu ‘kentsel dalgaları’ inceliyor. Kentsel dönüşümün enerji yüklü̈ parçacıkları olan mikro-mekanların, kentin kamusal alanlarına elektromanyetik dalgalar gibi nasıl yayıldığını ve kentin dönüşüm sürecinde nasıl işlev gördüğünü aktörlerin hak iddiası çerçevesinde ele alıyor.

Bugün görüyoruz ki, kentlerin dönüşüm sürecinde öncelikle boşluklar meydana getiriliyor. Çeşitli aktörler ise görevleri, sorumlulukları ve de çıkarlarına göre bu boşluklarda geziniyor, bu boşluklar üzerinde hak iddiasına girişiyor ve mikro-mekanlara fiziksel olarak yerleşerek kamusal alanı yeniden tanımlıyor.

Hak iddiasının meşruiyet kazanma sürecinde ise esneklik, geçicilik ve işlevsellik önem kazanıyor. Buna göre bir metro istasyonu çıkış meydanına alelacele yerleştirilmiş bir büfe kabini, bir gecede kurulup kaldırılabilmeli ve pek de fazla yer işgal etmeden sürekli faal halde bulunabilmelidir. Büfe kabini belediyeye ya da bir yöneticinin ayrıcalıklı yakınına ait olabilir. Bu durum pek de değişmiyor gibi duruyor.

Değişen ise, güncel kentsel dönüşüm aracılarından biri olan mikro-mekanın biçimi, üretim şekli, malzemeleri, mekansallığı ve dolayısıyla kentin mimari karakteri oluyor.