AYŞE GÜL SÜTER

“Dalgalar” sergisindeki işinizden kısaca bahseder misiniz, işinizin ismi nedir? İşinizi nasıl tasarladınız?

Aurora (kuzey ışıkları) her zaman için dikkatimi çeken fiziksel bir olgu olmuştur. Oluşum süreçlerinin bu sergi konsepti ile çok uyuştuğunu fark ettim.  Dalgalar konseptini farklı alanlarda araştırdıktan sonra auroralar üzerinden dalga konseptini işleyeceğime karar kıldım. Sonraki aşama, eseri görsel olarak nasıl oluşturacağım hakkında teknik araştırmaya girmekti. Kuzey ışıklarının, sanki ‘perdeye asılı kalmış ışıklar görüntüsü’ eserimi tasarlarken kilit adım oldu. Çok sık döşenmiş misinaların oluşturduğu ağın, şeffaf ama ışığı tutan özelliğini kullanarak eserimin gövdesini oluşturdum. Daha sonra ışıkları misina ağ konstrüksiyonuna yansıttım.

“Dalgalar” sergisinde ne tür bir dalga ile çalışıyorsunuz ve neden bu türü seçtiniz, her hangi bir sebebi var mı?

Yerçekimini aşabildiğimiz zaman farklı boyutların ihtimalini konu alan çalışmamda, Aurora’lara gönderme yaparak dünyanın manyetik alanına (manyetik dalgasına) dikkat çekmeye çalıştım. Kuzey ışıklarının, olağanüstü renk ve yapıları sebebiyle başka bir evrenin varlığını haber verircesine mistik halleri, ve başka dünyalarla ilgili farklı bir olasılık, beni bu konu üzerine iş çıkarmaya yönlendirdi. Dünyanın manyetik dalgası benim için neden önemli? Çünkü başka boyutlara açılan bir ipucu taşıyabilir. Yukarıda da bahsettiğim gibi geçen Mart ayında Big Bang’den süre gelen bir manyetik dalga bulgusuna rastlamış kozmologlar.

Bu işi yapmadan öncesine kadar hep başka boyutların varlığını araştırır, merakını duyardım. Bu muğlak bilgi şu an insanlığın keşfedemediği bir nokta. Bu alan üzerine iş yapmak, benim için mistik ve heyecanlı bir konu. Zaten işlerimde ışık ve hareket en temel unsurlarımdı her zaman. Bu konuyu da kuzey ışıkları olgusu ile sergi ortamına taşımak benim için farklı bir deneyimleme süreci olacak. Umarım düşlediğim etkiyi izleyici ile paylaşabilirim.

Sizce manyetik dalgalar ile insanlar arasında nasıl bir ilişki var, veya nasıl bir ilişki oluşmasını dilerdiniz?

Auroralara farklı toplumlarda farklı inanışlar ve atıflar yapılmış. Mesela Ortaçağ Avrupası’nda auroraların Tanrı’nın bir işareti olduğuna inanılırdı. Alaska inançlarına göre ise ışıklar, avlandıkları hayvanların ruhlarıdır. Aborjinlerin inançlarına göre auroralar kendi insanlarının ruhlarıdır. Benjamin Franklin theorized that the “mystery of the Northern Lights” was caused by a concentration of electrical charges in the polar regions intensified by the snow and other moisture. In ancient Roman mythology, Aurora is the goddess of the dawn, renewing herself every morning to fly across the sky, announcing the arrival of the sun. The persona of Aurora the goddess has been incorporated in the writings of Shakespeare, Lord Tennyson, and Thoreau.

İşinizde nasıl bir dönüşüm ilişkisi var? (Bu, hareketin sese/ışığa dönüşmesi veya türevleri olabilir.)

Etkileşim olarak, izleyicinin tepkisinin işin yerleştirilmesine göre şekillenmesinden bahsedebiliriz. Ben hem ses hem ışığı kullanarak, katılımcı için bir deneyim alanı ve zamanı tasarladım. Işık hüzmeleri, misina ağ konstrüksiyonuna çarpıp, yansıma ve kırılmalar ortaya çıkaracak. Bu dalgasal ışık hareketlerine eşlik edecek senkronize bir ses de olacak. İzleyici, alana ilk girdiğinde eser ile karşılaşacak, daha sonra isterse alandaki yastıklara kendini bırakıp, aynı kuzey ışıkları gibi, kafasını yukarı kaldırarak renk hüzmelerine şahit olacak.

Bu arada belirli bir duygu yaratma ve düşünceyi yönlendirme amacım var fakat bunu başarmak çok kolay olmayabilir. Kişinin o anki duygusal tutumu, fizyolojik herhangi bir ihtiyacı, zaman kısıtlaması var ise, istenilen tepkiyi göremeyebiliriz. İzleyici, eser ile karşılaştığında bir merak duygusu oluşturuyor ve onu düşünmeye veya elindeki broşürden eserle ilgili bilgiye ulaşmak istiyorsa, bu aslında düşlediğim izleyici tepkisi.