ALP ÇOKSOYLUER

Sizce ses dalgalarıyla insanoğlu arasında nasıl bir ilişki var veya oluşmalı?

Sesler arasında çeşitliliğin önemli olduğunu düşünüyorum.

“Waves” sergisindeki işinizden kısaca bahseder misiniz? Nasıl tasarladınız?

Birbiriyle etkileşim içerisinde olan herşeyin etkisi ve oluşan rezonansın bir yansımasını ses ile gerçekleştirme fikri Resonare. Dans-beden-haraket performansı üzerine Eftal Dirlik, Can Özbaşaran ve Ezgi Künktakan ile çalıştık. Osman Koç ise dansçıların hareketlerini Kinect ile bilgisayara aktaran bir yazılım geliştirerek destek oldu ve Musa Yılmaz kostüm tasarımlarını gerçekleştirdi. Ses tasarımı için Max/Msp programı ile sesin tüm perdelerini frekans ile ifade eden sinüs ses dalgası ile çalıştım.

İşinizde dalga konseptini ne şekilde ele alıyorsunuz?

Ses dalgaları herhangi bir ortamda yayılarak ilerliyor. Mesela hepimizin bildiği bir örnek var, suya atılan bir taşın dalga boyu düştüğü noktadan uzaklaştıkça gitgide büyüyerek yayılır. Diğer bir örnek ise; bir taşa dört bir yanından doğru frekansı uygularsanız oluşan rezonans ile havada asılı kalır. Gün içinde birinden aldığımız enerjiyi bir başkasına taşıyoruz. Bu etkileşimin doğalında çok olağan sonuçları var fakat amaçlar doğrultusunda sisteme yapılan müdahaleler ile davranışlarımız hipnotize edilmiş bir biçimde kontrol ediliyor ve farkında olmuyoruz.

Mesela gergin bir ortam yaratmak için herhangi bir noktadan başlayabilirsiniz. Bu zaten dalga dalga bütün alana yayılacaktır. Örneğin büyük şirketlerin satış politikaları, devletlerin toplumsal algı yönetimleri… İstenilen rezonanslar, yani sonuçlar tam öngörüldüğü gibi olamasa bile tasarlanıyor, uygulanıyor ve hepimiz etkileniyoruz. Buna morfik rezonans alanları da deniyor. Çünkü önceden de bahsettiğim gibi siz istediğiniz kadar seyirci kalın, durağan olun, iki yada daha fazla frekansın hareketi sizin frekansınızı doğrudan değiştiriyor ve etkisi altına alıyor.

İşinizdeki dansçıların önceden belirlenmiş herhangi bir koreografisi var mı?

Sadece ses tasarımıyla ilgili bir koreografi çalışması var diyebiliriz aslında. Eftal, Can ve Ezgi sinüs dalgaları ile tasarlanan sesi araştırırken bir bütün olarak koreografinin kendisini ve oluşan rezonansı alanın akustiğinde meydana getiriyor.

Bu dansçıların hangi hareketleri, ne gibi seslere ve görüntülere sebep olacak? Örneğin robotik bir dans yapması ile kıvrak bir dans yapması arasında, çıkan ses veya görüntüde farklılık olacak mı?

Ses olarak basit sinüs dalgasını kullanıyorum. Her dansçıya ait atanmış bir osilatör var ve dançıların hareketlerine göre kurduğumuz kamera sistemi, onların frekanslarını değiştiriyor olacak. Ayrıca organik bir sensör olarak, performansa sinüs dalgalarını değişime uğratarak ben de katılıyor olacağım. Tabi 3 osilatör ile birlikte o alanın akustiğinde oluşacak rezonansları hep birlikte dinleyeceğiz ve izleyeceğiz.

Peki ziyaretçileri, işinizi incelemeye başlayanları, seyretmeye gelenleri nasıl bir şey bekliyor? Siz onları her hangi bir duyguya, düşünceye, farkındalığa veya tepkiye yönlendirme amacı güttünüz mü yoksa “ben böyle hissederek bu işi yaptım, bakalım neler hissedilecek, düşünülecek” gibi mi…?

Dans ve elektronik sesler üzerine doğaçlama performanslar bekliyor.